Hem Girişimci Hem Bir Anne: Mine Dedekoca

Hem Girişimci Hem Bir Anne: Mine Dedekoca

Kadın olmanın hatta kadın çalışan olmanın zor olduğu güzel ülkemizde iki güzel amaca hizmet eden iki ayrı şirketi yöneten, hatta ve hatta bunun yanında iki çocuğu olan bir kadın, bir anne olan Mine Dedekoca ile girişimciliği, kadın girişimci olmayı konuştuk.

12 Kasım 2016 - 15:28 - Güncelleme: 13 Kasım 2016 - 22:45

Mine Dedekoca kimdir?  Kendinizden biraz bahseder misiniz?

Merhaba 1981 yılında İstanbul’da dünyaya geldim. Üsküdar Amerikan Lisesi’nden mezun olduktan sonra, Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdim. Hemen sonrasında da Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi’nden MBA derecemi aldım. Sırasıyla Teknosa, Electroworld ve Best Buy’da birçok farklı pozisyonda görev aldıktan sonra, 2011 yılında kurumsal hayata veda ettim. Şu anda 2 tane farklı girişimim var. Aynı zamanda girişimcilik ile ilgili hem yerel hem de uluslararası etkinlikler düzenliyorum.

Girişimcilik nereden geliyor?

Hem anne hem de baba tarafımda herkes hep kendi işini yapmış. Dolayısıyla zaten girişimcilik benim genlerimde olan ve içine doğup büyüdüğüm bir kavram. Bana zamanında çok gülmüşlerdi ama kurumsal hayatımın daha ilk haftasında bu bana göre bir hayat değil demiştim. Ama şunu da söylemem gerekir ki kurumsal hayattaki tecrübem bana çok şey kattı. Çalıştığım son kurumsal firma olan Best Buy ülkeden çıkma kararı aldığında ben de ilk oğluma hamileydim. O kadar güzel bir zamanlama oldu ki şirket resmi olarak kapandıktan hemen sonra doğum yaptım. Bu fırsatı değerlendirerek 1 sene kadar çalışmaya ara verdim. Bu 1 yıllık sürenin sonunda çocuğumla daha fazla vakit geçirebilmeme olanak sağlayacak, evden yapacağım bir iş kurmaya karar verdim. Kurumsal hayattaki tecrübelerim ışığında nelerden hoşlanmadığımı çok iyi biliyordum. Bunların bir listesini yaptım önce. Sonra bir araştırma yapmaya ve yurtdışında başarılı olmuş ama henüz Türkiye pazarında olmayan bir iş modeli bulmaya karar verdim. Böylece Davetpostası.com’u kurma fikri ortaya çıktı.

Davetpostası.com nedir, ne işe yarar anlatır mısınız?

Davetpostası.com, elektronik davetiye hizmeti veren bir websitesi. Site üzerinden düğünden doğum gününe, kurumsal davetten ev partilerine kadar her türlü etkinlik için davetiye oluşturup, davetlilerin eposta adreslerine gönderebiliyorsunuz. Aslında davetiyenizin klasik bir davetiyede olan her türlü özelliği bulunuyor. Zarfı da var pulu da. Ama bunların hepsi dijital formatta ve siz hepsinin rengini veya şeklini kendinize göre değiştirip kişiselleştirebiliyorsunuz. Ayrıca davetlilerinizin her birine kendine özel bir link gittiğinden zarfın üzerinde de o davetlinin adı soyadı yazıyor. En güzeli de davetliler bu link üzerinden LCV de yapabiliyorlar. Google Maps ile entegre olduğundan davetiyeyi alan kişi mekana gelirken adresi navigasyon programları ile kolayca bulabiliyor. Takvimlerle de entegrasyonu olduğundan davetiyeyi alan kişiye bir daha hatırlatma yapmanıza gerek kalmıyor. Ancak eğer cevap vermemişlerse yine de hatırlatma gönderebiliyorsunuz. Böylece daveti veren kişi hem vakitten hem de nakitten tasarruf ederken boşa kağıt israf etmeyerek doğayı da korumuş oluyor.

Peki Tegu ile Nasıl tanıştınız ve neden Tegu’yu  seçtiniz ?

Tegu’yla ilk kez bundan 3 sene önce arkadaşım oğluma Amerika’dan yılbaşı hediyesi olarak Tegu Robo getirdiğinde tanıştım. İlk görüşte aşk diyebiliriz aslında  Piyasadaki oyuncakların hiçbirine benzemeyen, çok yaratıcı bir oyuncaktı. Hem ahşap olması, hem de içinde mıknatıs olması bizi büyüledi. Özellikle bol uyaranlı oyuncaklara boğulmuş olduğumuz günümüzde böyle bir oyuncak bulunmaz bir nimetti bizim için.  Ortağım İpek’le oğullarımız bu oyuncağı çok sevince biz de Türkiye’ye getirmeye karar verdik. Uzun yazışmalar ve konuşmalar sonucunda 2015 Aralık ayında Tegu’yu ilk kez Türkiye pazarına sunduk.

Tegu çocuklarda hangi yaş grubuna hitap ediyor ?

Tegu 1 yaştan itibaren her yaşta çocuğa hitap ediyor. Ancak hedef kitlemiz sadece çocuklarla kısıtlı değil. Bir çok yetişkin de kendilerine Tegu bloklarından satın alıyor. Elinize bir kere aldıktan sonra bir daha bırakamıyorsunuz. Düzenlediğimiz serbest oyun aktivitelerinden ayrılırken anneler çocuklarını zor ikna ediyorlar. Hatta çocuğunun konsantrasyon süresinden şikayetçi olan birçok anne, çocukları dakikalarca Tegu ile oynadığında çok şaşırıyorlar. En güzeli de bu oyuncakların belli bir şablonu olmadığından, her çocuğun hayal gücüyle bambaşka şekillere bürünüyor olması. Elindeki parçalarla bir gün köpek yapan bir çocuk ertesi gün araba yapabiliyor. Her gün başka bir oyuncak yapınca da Tegu’ya olan ilgisi hiç azalmıyor. Mıknatısları sayesinde birbirine yapışabildiğinden hem toplaması kolay oluyor hem de kaybolmuyorlar.

Teguya nasıl ulaşabiliriz?

Tegu manyetik ahşap bloklara kendi websitemiz www.tegutr.com adresinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca Anadolu yakasında İyi Cüceler Kitabevi’nde, Avrupa yakasında ise HappyNest ve Kidsnook’ta ürünlerimizi inceleyebilir ve satın alabilirsiniz. Eğer Türk Hava Yolları Miles&Smiles üyeliğiniz varsa, biriken milleriniz ile de Tegu satın alabilirsiniz. Ayrıca sık sık Tegu oyun atölyeleri düzenliyoruz. Güncel duyurularımızı @tegutr instagram hesabımızdan takip edebilirsiniz.

2 farklı sektördesiniz, zor değil mi?

İkisi birbirinden çok farklı alanlarda olduğu için açıkçası zor. Bir de aslında yeni girişimcilere mentorluk yaparken söylediğim önemli bir konu vardır; yaptığınız her ne ise, sadece o işe odaklanın. Çünkü enerjinizi böldüğünüzde her iş aslında tam potansiyeline erişemiyor. Ama terzi kendi söküğünü dikemezmiş ya ben de maalesef bunu uygulayamayan biriyim  Girişimcilik ruhumda olduğundan her yeni proje bana çok heyecan veriyor ve hemen atlayıveriyorum.

Çocuklarınız varken bu kadar çok çalışmaya nasıl zaman ayırıyorsunuz?

Aslında evden çalışmak rahatlık gibi görünse de büyük disiplin isteyen bir iş. İşin içine 2 çocuk da girince çok planlı programlı olmayı gerektiriyor. Bir de ben bakıcı kavramından pek haz etmediğim için günlük programıma çocuklarımı da dahil ediyorum. Büyük oğlumu bebekken toplantılarıma götürürdüm şimdi aynısını küçük oğlumla yapıyorum. Bir yandan toplantı yaparken bir yandan onu emzirip gazını çıkarıyorum. Aralarda da kirli bez değişimi yapıyorum. Çok önemli bir toplantı olmadığı sürece büyük oğlumun okuldan çıkışına yetişmeye çalışıyorum ve birlikte parka gidiyoruz. Akşam onlar uyuduktan sonra da cevaplayamadığım maillerimle ilgilenip ertesi günün işlerini hazırlıyorum. Yani aslında çocuk da yaparım kariyer de sloganında ikisi birbirinden farklı dünyalar gibi görünürken, ben ikisini bir araya getirerek günümü geçiriyorum.

Kadın bir girişimci olmak kolay mı? Yolunuza çıkan engellerin üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Kadın erkek ayrımı yapmaksızın girişimcilik zaten zor bir şey bence.  Maddi manevi iniş ve çıkışlarınız oluyor sürekli. Özellikle Türkiye gibi politik ve ekonomik belirsizlik ortamına sahip bir ülkede kendi işini yapmak çok riskli bir şey. Ama bir yandan da insan kendi işini yaptığında çok büyük bir motivasyona sahip oluyor. Örneğin ben oğlum daha 9 günlükken, daha önceden düzenlemeye söz verdiğim bir etkinliğe onunla birlikte gittim. Normalde kurumsal hayatta benden böyle bir şey istense hayatta gitmezdim. Ama kendime ait bir iş olduğu için büyük bir keyifle gittim. Bence kadın girişimci olmakla ilgili en büyük sıkıntı kadın girişimcilere biçilen rol. Sanki kadın girişimci deyince sadece pasta kek yapan ya da el işi yapan kadınlar olmak zorundaymış gibi algılanıyor. Mikrokredi verilen kadınlar bile hep bu profilde. Bu arada yanlış anlaşılmasın lütfen o iş kolundaki kadınlara da saygım sonsuz. Benim sıkıntım kadın girişimciliğinin sadece bu iş alanlarıyla sınırlandırılmış olması. Oysa ülkemizde birçok kadın teknik veya teknolojik alanlarda da başarılı girişimlere imza atabilecek eğitim ve yetkinliğe sahip. Kaldı ki son senelerde bunu hayata geçiren çok başarılı kadın girişimci modellerimiz de var artık. Bu düşünceyi özellikle genç kızlarımıza aşılamayı çok değerli buluyorum. Böylece yeni nesil kadınlarımız, girişimci olmaya karar verdiklerinde iş kolu konusunda çok daha özgür düşünebilirler.

Girişimci olmak isteyen kadınlara vermek istediğiniz mesajlar var mı?

Cesaret edin ve hayallerinizin peşinden gidin. Türkiye’de maalesef başarısızlık kültürü henüz oluşmamış durumda. Mesela İsrail’de başarısız olmamış girişimci makbul sayılmıyor. Ama bizde başarı odaklılık ağır bastığından, kadınlar aile ve sosyal çevre baskısı yüzünden her şeyi bir kenara itip girişimci olmaya cesaret edemiyorlar. Ben her zaman şunu söylerim; aslında başarıda bir hikaye yok, asıl hikaye başarısızlıktadır. Çünkü insan başarısızlıklarından öğrenir. Onun için de eğer içinizde bir girişimcilik ateşi yandıysa onu sakın söndürmeyin ve hayallerinizi ertelemeden hayata geçirin. 

habergzt.com - Röportaj: Özlem Savaşkan

Redakte: Emel İnay

 

2016/11/3134198.jpg
2016/11/7997461.jpg
2016/11/2681468.jpg
2016/11/7482171.jpg
Bu haber 14953 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Irak Ordusu Kerkük'ten Sonra Sincar'a da Girdi
Irak Ordusu Kerkük'ten Sonra Sincar'a da Girdi
Alman Devi Mercedes'ten Büyük Hata!
Alman Devi Mercedes'ten Büyük Hata!