Ünlü Oyuncu Zuhal Yalçın, Toybyzuzu Macerasını Anlattı

Ünlü Oyuncu Zuhal Yalçın, Toybyzuzu Macerasını Anlattı

Ünlü oyuncu Zuhal Yalçın bu sefer güldürmüyor, şaşırtıyor.

14 Ocak 2017 - 21:26 - Güncelleme: 15 Ocak 2017 - 14:08

Ünlü oyuncu Zuhal Yalçın, yıllardır oynadığı karakterlerle yüzümüzü güldürdü. Fakat kendisi insanları sadece oyunculuğu ve komedyenliği ile mutlu etmiyor. Elleriyle yaptığı sağlıklı oyuncaklarla hem çocukları hem de ebeveynleri sevindiriryor.

Kendisi set aralarında hobi olarak başladığı elde oyuncak yapımında aldığı siparişlerin ardı arkası kesilmeyince markalaşma yolunda büyük adımlar attı.

Zuhal Yalçın yıllarca televizyondan, sinemadan, reklamlardan ve radyolardan evlerimize konuk oldu. O'nu tanıdığınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bilinmeyenlerini, yaptıklarını ve yapacaklarını güleryüzü, tatlı diliyle bizlere bizzat kendisi anlattı.  

6  yaşında TRT çocuk korosuna katılmışsınız o kadar küçük bir yaşta bu yarışmaya katılmaya nasıl karar verdiniz? O yıllar ıle ilgili unutamadığınız bir anınız var mı?

1977 senesinde elmadağdaki  TRT korosu 71-72 dogumlu çocukları  çocuk korosuna alacaktı. Sınava  2000 kışı katılmıştı. Katılan 2000 kişiden yalnızca 20 kışı alacaklardı. Bana sesin çok güzel dediler beni koroya seçtiler. O zaman koro hocamız Yıldırım Gürses'ti. Yıldırım Bey derse girerdi, ben ise on dakika sonra bir bahane ıle dışarı çıkardım. Koridorun sonunda  çocuk tiyatrosu olurdu her seferinde oraya giderdim ve zamanın nasıl geçtiğini unuturdum,  hocam gelip kulağımdan tutar beni sınıfa geri götürürdü. Baktı ki bunun bir çözümü yok annem ve babamı çağırdı, bu çocuğun içinde başka birşey var bunu tiyatroya verin dedi. Böylece  radyo tiyatrosuna geçiş yaptım.  Allah rahmet eylesin tiyatrodaki hocamızda Emin Şaylan'dı. Çocuk radyosunda minik minik yazılar okutmaya başladılar. Tabi ben okuma yazma bilmediğim için bana ezberletiyorlardı. 1-2-3-4-5. Sınıflar için "Minik minik can dedenin bahçesi" isimli hikayeleri radyo tiyatrosunda seslendiriyorduk. Tiyatro maceram radyo tiyatrosu ile böyle başladı.

Bir gün 3. Sınıflar için bir program çekiyoruz. Program da bir bilmece soracaklar bende cevap vericem. Çektik bitti bize dediler ki program  Pazartesi günü yayınlanacak. Tabi annem o gün babamı işe göndermedi, abim okula gitmedi biz heyecana bekliyoruz. Program başladı sunucu sordu; "içi tahta ortası kadife dışı deri olan meyvenin adı ne?" Tabi herkes merak ile bekliyor radyodan ince ve tiz bir ses; "iğde" diyor. Tabi evde kıyamet koptu babam "Ben bunun için mi işe gitmedim" dedi. Abim "Benim sınavım vardı geç kaldım" diye annem kızdı. Aklımda kalan en güzel maceramdı. Daha sonra Kızıltopraktan Elmadağ'a gitmek çok zor olduğu için annem beni tiyatrodan aldı. Tabi bunun üzerine bizim evde kıyamet koptu. Bir sene sonra annem beni tekrar  götürdü. Ve ben yeniden tiyatroya başladım.  O gün bugündür bu camianın içindeyim.

Reklamlar da oyunuyorsunuz, tiyatro  sanatçısısınız, dublaj sanatçısısınız, radyo programcılığı yapmışsınız... Bu kadar işle yetinmeyip yepyeni bir markayı yoktan var ettiniz. Bu kadar işin arasında örgü örmek, yeni bir işe yelken açmak zor olmadı mı?

Oyunculuktan oyuncakçılığa  bir yol benimkisi. 40 yılı aşkın seneyi devirdim  bu sektörde, artık çok yoruldum. Dizi sürelerinin uzaması buna bağlı olarak çalışma saatlerinindeki uzamalar çok yorucu olmaya başladı. Çoğu zaman sette 20 saate yakın ayakta kalıyoruz ya da bekliyoruz.

Ben mutlu olmayı çevremdeki insanları mutlu etmeyi çok seviyorum. Bu yorgunlukta ezber yaparken kendimi meşgul edecek birşey ile uğraşmak beni rahatlatıyor. Tabi bu arada setteki herkes benim atkı bere şapka örmemden fenalık geçiriyorlardı. Kocamın Ailesi zamanında her bölüm birşey başladım, onu örerken mutlaka ev sahnesinde  benim mavi birşey ördüğümü gördüler ertesi bölüm o mavi şeyi mutlaka evde biryerlerde kullandım. Aslında örmeye hep hevesliydim.  Çok küçük yaşta yengem  örgü örerdi bende başında beklerdim bana da öğretsin diye. O da 10 zincir 1 çiçek öğretmişti bana . Bende 10 zincir 1 çiçek birleştirip herkese kolye örerdim. Bize gelen misafirler o kolye bitmeden dışarı çıkamazlardı. Böyle böyle örmeyi öğrendim.

15 temmuz dan sonra biraz ara vermenin benim için iyi olacağına karar verdim ama yine de çalışmaya koşturmaya alışmışım. Evde kazak örmeye devam ediyorumdum,  yeğenim geldi "Hala ben böyle bi oyuncak gördüm  nasıl olur  bir denesen" dedi. İlk, menejerim Gülden Avşaroğlu'nun  yeni doğan kızı Kiraz'a bir sepet ördüm, içine de 50 tane kiraz koydum çok beğenildi. Gören herkes çok güzel amigurumi yaptığımı söyledi. Bende iyice araştırdım ve nasıl yapmam gerektiğini öğrendim.  Yeğenim bence bunu satmalıyız dedi ve bu iş doğdu. Yani ben üretiyorum satış işini o yapıyor.

Amigurumi oyuncaklar pattern denen sayılardan oluşuyor. Bu oyuncakların birbirinin aynısı olması için bu patternleri kaybetmemeniz gerekiyor. Her gün yeni oyuncaklar üretebilmek için ders çalışır gibi bu sayılara çalışıyorum. 

En son Kocamın Ailesi ve Aşk Yalanı Sever dizisinde gördük sizi, bu aralar yeni projeleriniz var mı?

Şubat ayında bir proje var. O zamana kadar dinleniyorum. Tabi  bu arada bir kaç iş geldi ama bunlar hep İstanbul dışıydı. İstanbul'dan çok uzaklaşmak istemiyorum.

Uzunca bir süredir tv dünyasının içerisindesiniz. Sektörün dününü, bugününü  çok iyi biliyorsunuz. Tv sektörünün 90'lı yıllardaki durumu ile şimdiki durumu arasında nasıl farklılıklar var? Tv'de yeterli gelişme görüyormusunuz?

Ben 96 yılında ilk işimi yaptım. 20 yılı aşkın yıldır televizyon dünyasındayım. Maalesef bizim sektörümüzde de dejenerasyon var.  Sürelerden dolayı biraz perişan bir durumdayız  20 saat x 6 gün çalışmak çok zor. Kimeyi görmeden hayatı yaşamak zorundayız. Evet çok sevdiğim bir iş, bu işi yaparken çok mutlu oluyorum ama.  Ben 96 yılında Çiçek Taksi'yi çekerken  5-6 saat çalışıp ara verip 2-3 saat daha çalışır sonra eve gelirdik. Tabi 9-10 saat çalışmak nerde 20 saat çalışmak nerde. Dizi sektörü gerçekten çok zor şartlarda çalışıyor. Bu nasıl düzene girer bilemiyorum. Belki de insanların ilgisini başka yönlere çekmek lazım. Ama durum biraz kötü, insanların da sıkıldığını düşünüyorum . Haberlerden sonra 1 saat özet, sonrasında 2 saat yeni bölüm, süreler çok uzun. Eskiden hiç değilse prime time 1 prime time 2 vardı. Yani daha fazla seçenek vardı.

Peki sizi hep tv projelerinde komedi dizilerinde  mi göreceğiz? Aklınız da başka projeler var mı?

İşin aslı kötü olmak ağlayan kadın olmak hele ki bu uzun dizi yapılan zamanlarda çok zor. Ben komediyi çok seviyorum . Gülmeyi çok seviyorum. Özellikle bu dönemde gülmeye çok fazla ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Ama biz biraz acı sever bir ülke olduk. Bilmiyorum bakalım zaman ne gösterecek bize.

Önümüzdeki yıl itibari ile emekli oluyorum. Daha sonra bu ürülerin patentini alıcam  sonra küçük bir yere hayatımı küçülterek gidicem, inşallah kışın orada yaşayan kadınlarla birlikte bu oyuncakları yapıp  dünyaya açılacağız....

Bu oyuncakları hazırlarken nelere dikkat ediyorsunuz? Çocuklara bu oyuncaklarla katmak istediğiniz bir şeyler var mı?

Mümkün olduğunca oyuncaklar da kullandığım malzemelerin antibakteriyel olmasına özen gösteriyorum. Ürünleri sahiplerine ulaştırana kadar sıkça havalandırıyorum. Yıkanabiliyor olması çok güzel zaten benim sloganım da o "Yıka yıka kullan babadan oğula"... Ürünlerimde vidalı göz kullanıyorum ama ne olur ne olmaz diye 3 yaş altı çocuklarda gözlerini yünden yapıyorum. İsteğe bağlı olarak bazılarını sesli ve çıngıraklı yapabiliyorum.

Bir kere çocuklarda güven duygusu çok önemli, bu tarz oyuncakların çocuk için güven duygusu aşıladığına inanıyorum. Gece yatarken mutlaka bir uyku arkadaşı istiyorlar. Bende çocuklar için onların kendilerini daha güvende  hissedecekleri uyku  arkadaşları yapıyorum.

Tabi bir de çocukların hayal güçleri var. Hayal güçleri ne kadar renkli ve güzelse çocuğun geleceği de o kadar aydınlanıyor. O yüzden küçükken çocukların hayal güçlerini aydınlatmak gerekiyor. Bu yaptığım oyuncak ile biraz olsun çocukların hayal güçlerine dokuna bildiğime inanıyorum. Bende ilerlemek için hayal kurmak istiyorum ve o hayalin içinde çocuklar olsun istiyorum. Konuşan , sohbet eden, dertlerini anlatabilen çocuklar olsun istiyorum.

Oyuncak yapıyorsunuz, Türkiye'nin en iyi komedi oyuncuların dan birisiniz. Peki bu iki ayrı yeteneği birleştirmeyi hiç düşündünüz mü?  

Çok güzel bir fikir. Bir zamanlar kadınlar için püf noktası diye bir program yapıyordum.  Şu anda televizyonlar da o kadar sabun köpüğü programlar var ki,  kimsenin böyle eğitici programlara talebi olmaz die düşünüyorum.  Artık insanlar hazır bir şekilde her şeyin önlerine gelmesini istiyorlar bir şey öğrenmek istemiyorlar.

habergzt.com - Emel İnay

Bu haber 8780 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Irak Ordusu Kerkük'ten Sonra Sincar'a da Girdi
Irak Ordusu Kerkük'ten Sonra Sincar'a da Girdi
Alman Devi Mercedes'ten Büyük Hata!
Alman Devi Mercedes'ten Büyük Hata!