Mine Teber Hakkında Her Şey...

Mine Teber Hakkında Her Şey...

Kült yapımların vazgeçilmez karakter oyuncusu Mine Teber, hakkında bilinmeyenleri anlattı.

26 Mart 2017 - 17:03

Ünlü oyuncu Mine Teber'i Türkiye'de dizi anlayışını değiştiren Bizimkiler ve Geniş Aile dizilerinde çok önemli rollerde gördük.

Mine Teber oyunculuk yaşamında çok zor dönemlerden geçmiş, televizyonculuğun her aşamasında bulunmuş, kendisi bu yönü ile sektörün içini dışını çok iyi bilen bir sanatçı.

Kendisi televizyondaki samimiyetini gerçek hayatta da görebileceğiniz ender sanatçıılardan. Bunu söyleşimizin her safhasında görebileceksiniz.

Kıbrıs’tan Türkiye’ye tiyatro için mi geldiniz? Tiyatrodan tiyatroya transfer şeklinde mi oldu?

Oyunculuk okuyorum ama bir taraftan da işin mutfağını çok merak ediyordum. Bu yüzden  Bizimkilerin kadrosuna ilk önce reji asistanı olarak katıldım. Fatma Girik Han’ da Ar Ajans vardı. Orada video filmlerin reji asistanlığını yapıyordum, aynı zamanda da konservatuara gidiyordum. Oyunculuktan önce reji asistanlığı yapmamın sebeplerinden  biri “Kıbrıs’tan buraya kız halimle geldim hemencecik medyatik olup kötü yola düşmeyim” şeklinde düşüncelere kapılmamdı. Bu işin esprisi tabi ki. Aslında işin arkasındaki olayı görüp kendimi sağlama almak istedim. Yani piyasaya reji asistanlığı ile girdim ama tabi ki içimde hep oyunculuk yapmak vardı.

Bizimkiler doksanlı yıllarda her ailenin bir parçasıydı. Siz de Bizimkiler’in çok önemli bir parçasıydınız, Bizimkiler’in kadrosuna nasıl katıldınız?

Kıbrıs’ta tiyatroda çalışıyordum. İstifa ettim her şeyi bıraktım ve oyuncu olmak için İstanbul’a geldim. Hayata başlamışken orayı dondurup, tekrar bir eğitim almaya karar vermiştim. Tabi doğal olarak hayatımı idame ettirebilmek için iş bulmam gerekiyordu ve bu da en kolay kendi mesleğimle ilgili olmalı diye düşündüm. O zaman  Osman Seden'in asistanlığını yapıyordum, o aralar filmler başlıyor bitiyor derken, Fatma Girik Han’da Bizimkiler'in hummalı bir çalışması varmış. Bir dizi furyası başlayacak o zaman, tek  kanallı dönemdeyiz, yeni bir oluşum var. Böyle bir şeyin içine girmeliyim diye düşündüm. Tabi önceden ufak bir televizyon deneyimim var. Perihan Abla’da ufak bir rol oynamıştım. Derken Perihan Abla’nın yapımcısı ve yönetmeni Yalçın Yelence ile aynı binadayız. O zamanlar genç güzel bir kızım marjinal giyiniyorum, merdivenlerden koşarak inip çıkıyorum. Yalçın abi beni görmüş “Ah keşke böyle bir asistanım olsa” demiş. Neyse gel zaman git zaman bizim aşağıda film bitince yukarıda bir dizi yapacaklarmış orayla bir görüş dediler. Gittim görüştüm. Böylece reji asistanlığına başladım.

Bizimkiler önce kaldırılıp sonra tekrar başladı sanki...

Evet. Bizimkiler ilk bölüm çektik çok keyifliydi tren yolculuğumuz vardı. Gittik geldik çok eğlendik. İlk bölüm yayınlandı. Daha sonra kaldırıldı. Beğenilmedi. Dediler ki bölümü yeniden çekeceğiz. Çekildi. Tabi çekilen o bölüm 15 senenin başlangıcı oldu. İlk 13 bölüm reji asistanı olarak devam ettim. Sonra Güner Namlı ile Umur Bugay'ın başının etini yemeye başladım. “Oyuncuyum ben aslında, ben oynamak istiyorum bana rol yazar mısın” diye. Umur Abi’nin başının etini yiyordum. Sonunda Cafer’e bir eş durumu ortaya çıktı. Umur Abi “Hepsini bir arada nasıl yapacaksın ki?” dedi. Reji asistanlığı, okul artı oyunculuk… Hepsini bir arada çıkartmak zor görünüyordu. Bir yol aramaya karar verdim ve istediğim fırsatı yakaladığımı düşündüğüm o an okulu dondurdum ve oyunculuğa başladım. Bizimkiler’in 59. bölümüne kadar hem reji asistanı hem de oyuncu olarak devam ettim. Ama daha sonra Ercan abilerin tiyatrosuna dahil oldum, o kadar muhteşem bir zamandı ki otobüsler sallanırdı gittiğimiz yerlerde. Tabi tiyatro, seyirci, performans çok keyifli geldi bana. Bu defa rejiyi bırakmak zorunda kaldım. Tiyatro ve dizi oyuncusu olarak devam etmeye karar verdim. Yaklaşık On dört buçuk yıl süren oyunculuk deneyimim oldu. Tabi Bizimkiler dizisi devam ederken araya Yazlıkçılar girdi, Oğlum Adam Olacak diye bir proje girdi. Beş sene içerisinde tamamen Umur Abi’nin yaptığı yapımlar da bulunduk tabi, başka bir şeye fırsat kalmadı

2009 yılında Geniş Aile’de yeniden uzun soluklu bir maceraya atıldınız, Muazzez Kirişçi karakteriyle özellikle çocuklarınıza ve damadınıza yönelik evhamlarınız çok konuşuldu, çok sevildi. Farklı Türk kadını karakterlerini nasıl bu kadar başarıyla sergiliyorsunuz? Bir sırrı var mı?

Bizimkiler bittikten sonra oynadığım Gülsüm karakteri biraz bana yapışmış oldu. Sonrasında bana gelen her rol hizmetçi, bakıcı, köylü kadın oldu. Gülsüm karakterinin dışına çıkamayacağım roller oldu. Tabi ki bir yerde işin bu, para kazanman gerekiyor. Severek yapman lazım ki bütün olumsuzlukları göğüsleyebilesin. Bunun yanında da insan oyuncu olarak farklı şeyler oynamak istiyor. Kendimi çok ters köşeye yatıracak durumum olmadı. Daha sonra Geniş Aile için teklif geldi. Geniş Aile’nin ilk senaryosu geldiğin de gerçekten anlayamadım. Cümleler bizden ama çok ters geldi dilime yapışıyor, olmuyor. Sonra Faruk'a okuttum dedim bu nasıl olacak. Faruk çok beğendi  “Aaa bu çok güzel bir senaryo” dedi. Tabi işin içine girince, diğer oyuncu arkadaşlarım ile birlikte olunca her şey birden gelişti, paslaşarak o dili oturttuk. Sonra o kadar sade ve kendinden olan bir şeyler oldu, kendimi de içine koyarak, evhamlı yapımı Muazzez karakteri ile birleştirdim. Benim annem çok evhamlıdır, çok pimpiriktir onun hep komik hallerini aklıma getirerek oynadım çoğu zaman. Tabi Cüneyt İnay'ın inanılmaz efsane cümleleri ile birlikte oldu bunlar. Oyuncu olarak Bizimkiler’in dışında gerçek olarak yaşayan bir karakteri ilk defa Geniş Aile’de buldum. 

Sonrasında da sizi hep anne rollerinde gördük…

Ondan sonra gelen farklı roller oldu, hala da gelmeye devam ediyor ama benim çizdiğim anne karakteri vardır onun dışına çok çıkmak istemiyorum. Çünkü oyunculuk ile gerçeklik arasında çok ince bir çizgi vardır. Ben bunu kendimden biliyorum, bir diziye baktığımda inandırıcılığı yoksa izlemiyorum. Benim için inandırıcılık ve gerçeklik çok önemlidir. Ve karakterlerde de kendimden mutlaka bir şeyler taşıyorum . Açıkçası her karakteri oynuyorum diyemem. Bu yüzden benim içimden çıkabilecek karakterleri oynuyorum. Gelen işlerden gerçekten kabul etmediklerim oldu tabi ki, hepsi de bu nedenle oldu. Kötü bir kadını oynayamam.

Tiyatroya nasıl başladınız?

Ben tiyatronun tiyatro anlamını bilmeden başladım. Ben Kıbrıs’ta doğdum büyüdüm, 2 tane savaş geçirmiş çocukluğum var ama her zaman için okulda çok aktif bir çocuktum. Gitar mı çalınacak ben çalardım, şiir yarışması mı olacak ben birinci olurdum. Her hangi bir folklor  oynanacaksa ben ortadaydım, her yerde ben vardım, bütün görsel ve sanatsal aktivitelerde ben bilinirdim, şarkı yarışmalarında bile ben vardım. O zamanlar yazlık sinemalara Ayşecik filmi gelirdi, millet Ayşecik’i izlerken o tahta sandalyelerde Ayşecik'in hareketlerini yaparmışım, onlar da beni seyredermiş yani tiyatronun ne olduğunu bilmeden tiyatroculuğa adım atmışım. Her gece yatarken dua ederdim; “Allahım ne olur büyüyünce Ayşecik gibi bir şey olayım” diye... Gel zaman git zaman liseden mezun oldum. Konservatuar ve tiyatro gibi şeyler olduğundan haberim yok. Çünkü imkanlar çok kısıtlıydı senede 1 defa Türkiye den bir sanatçı gelecek, konser verecek, biz de gideceğiz. Eniştem bir gün “Kıbrıs'a bir devlet tiyatrosu açıldı sınavlarına girsene” dedi. Nerde nasıl derken kendimi Devlet Tiyatrosu’nun sınavında buldum ve kazandım. Bir de beni başrol yaptılar. Yerel bir oyun yazılmış, Kıbrıs aksanı ile oynanan bir oyun. Tabi o zamana kadar tiyatroyu bilmeyen insanlar 2- 3 defa oyunu seyretmeye geliyor, full doluyor salon. Oyunun 2.si yazıldı derken klasik oyunlara geçildi. Yerel oyunu oynarken sıkıntı yok da ama klasik oyunlarda düzgün bir Türkçe lazım. Madem ben bu işi yapacağım o zaman benim eğitim almam lazım diye düşündüm. Tabi o zamana kadar 4 yılım geçti Devlet Tiyatrosu’nda, sonra İstabul Devlet Tiyatrosu’nu kazandım ve İstanbul’a geldim. O zaman bana KayhanYıldızoğlu ön ayak oldu. Kayhan abi bana; “Müjdat benim arkadaşım seni yazdırsın sen sınava gir” dedi. Müjdat abi ayarladı benim her şeyimi, ben de geldim sınava girdim. Hatta Müjdat Gezen ile Perran Kutman beni giriş sınavına çalıştırdılar. Hiç unutmam 7 Kocalı Hürmüz’den sahneler oynamıştım. Sonra İstanbul hikayem başladı. Ben olduğum yerden çok mutluyum. Ömrümün sonuna kadar emekli olmadan oyunculuk yapmak istiyorum.

Sanatçı bir ailesiniz. Ünlü yönetmen Faruk Teber ile evlisiniz. Nerede ve nasıl tanıştığınızı anlatabilir misiniz?

Bizimkilerde ilk 5. Bölümdü Faruk diziye teknik yönetmen olarak geldi. Ne iş yapıyor bu merak ediyorum. Yalçın Abi ile sürekli bir şeyler konuşuyorlar, ışık değişiyor falan… Masa başında oturan çok esprili bir çocuk. Böyle derken aramız da şakalaşmalar başladı ben tabi reji asistanıyım sufle veriyorum, zaman tutuyorum, bu arada devamlılığa bakıyorum, hem de program yapıyorum… Eskiden setlerde sadece 3 tane asistan vardı. Şimdiki gibi değil. Bir gün sufle verirken Faruk bana bir espri yaptı “Ayhan Işık bıyıklı” dedi. Kamerada ayarlama yapılırken “Git be” dedim ve 0,5 kalemi ona sapladım. Böyle böyle filörtleşmeye başladık. Ondan sonra çıkmaya başladık, tabi bizim o zaman ki adabımız bunu işe yansıtmamamızı gerektiriyordu. Gizli gizli yaşanıyor tabi her şey, durumu bilen çok samimi arkadaşlarımız vardı. Ama biz 2 sene bu durumu setten sakladık. 4yıl beraber oturduk, nişanlandık ve daha sonra evlendik. Çok şükür 27 senedir evliyiz, bir tane 23 yaşın da kızımız var.  Birlikte çok şeyler yaşadık. Yazlıkçılar’ı çektiğimiz dönemde bizim bir gidişimiz vardı resmen Nuh’un Gemisi gibiydik, külüstür bir arabamız, önde küçücük televizyonumuz, arkada kuş kafesimiz, kızımız Tutku ile arada sıkışmışız Tutku süt çocuğu, araba da dolu tabi. Ören'e 1,5 aylığına gidiyoruz ama arabanın lastikleri çökmüş durumda… Ama çok keyifliydi.

Peki aynı yerde çalışmak zor oluyor muydu?  

Aynı yerde çalışınca çok güzel oluyor zorlukları da oluyor tabi. Ama Tutkuyu illa 2 yaşın da memeden keseceğim diye tutturdum, çekimdeyiz çocuk ağlıyor Faruk işi bırakıyor, Tutku’yu sakinleştirmeye çalışıyor, ben bir kere kestim bir daha vermem despotluğundayım, çok zor ama değişik zamanlardı.

Bu kadar uzun ve mutlu süren evliliğin sırrını istesek…

O kadar uzun zamandır evli olunca şaşıranlar oluyor, beni çoktandır görmeyen arkadaşlarım “Aaa siz hala evli misiniz” diyorlar. Bizim için bunun sırrı tabi ki öncelikle güvendir. Yani birbirimizi derinden tanımanın verdiği güven... Tabi insan kendine güvenemezse karşısındakine hiç güvenmez. Bizim evliliğimizi taze tutan şeylerden bir tanesi de sürekli aktif oluşumuzdur, Faruk bir yerde çalışır gelir sonra ben bir yere giderim çalışırım gelirim. Hep bir buluşma noktamızın heyecanı vardır. O gerçekten bir evliliği ayakta ve taze tutan şeylerden bir tanesidir. Allah sağlık versin inşallah, gençlik yıllarımızda ümitsiz yani acaba başarısız mı oldum dediğimiz çok noktalar oldu ama hep birbirimize destek olduk. Yönetmenliğe geçerken Faruk’a çok destek olmuştum. Ve çok güzel işler çıkardı.

Oyunculuk dışında yaptığınız yada yapmak istediğiniz bir şey var mı?

Evet Tutku 3 yaşındayken canla başla montaj masaların da sabahlayarak Star Tv'ye ana çocuk sağlığı programı yaptık. Sabah şekerlerine her gün 15 dakikalık spot bir program yapıyorduk, bebeğin anne rahmine düştüğü andan itibaren anne karnındaki gelişimini anlatan bir programdı. Beslenme, çocuk psikolojisi, çocuk oyun eğitimi gibi çocuk için aklınıza gelebilecek her şeyi  yüksek hemşire bir arkadaşımla beraber hazırlıyorduk. Program detaylı görüntüleri ile birlikte hazırlanıyordu. Ve Tutku ile birlikte sunuyorduk. Bu o zamanlar çok hayatımın içinde bir durumdu. İsmi Mine’nin Tutkusu idi. Beni yolda insanlar çevirip çocuğumuza tuvalet eğitimini sizinle verdik diye çok teşekkür ediyorlardı.

habergzt.com / Emel İnay

 

 

 

Bu haber 2457 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Sosyal yardım alma şartlarında değişiklik
Sosyal yardım alma şartlarında değişiklik
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sağlığım şu an gayet iyi
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sağlığım şu an gayet iyi